DEDEM...
Ben bir karadeniz kızıyım.
Zamansız bir algıda renkli entariler giyen...
Bazen yemyeşil bazen kır çiçeği desenli
Bazen de mavi/gri deniz renklidir giysim.
Yağmur da yağar bazen giysime.
Bazen de martılar,kelebekler,kırlangıçlar gelip konar üzerime...
Çok renkli ve çok sayıdadır benim giysilerim...
Ve ruhum,
zaman zaman hırçınlaşıp kıyısını arayan bir dalga olur.
Hangi kıyı kucak açar ve hangi kıyı hoş görür ki hırçınlıklarımızı?!...
Yine bu toprak,
Yine bu dağlar...
O kıyı bizim en yakınlarımız,ailemizdir.
Bizleri her şeyimizle
Her halimizle
Severek bağrına basan büyüklerimizdir.
Geçtiğimiz günlerde ben;bilge,yüce,büyük,görkemli dağlarımdan birini kaybettim.
Doğa kahramanı dedemi...
Umarsız hırçınlığımı,şımarıklığımı,çocukluğumu kaybettim sanki dedemle.
Ömrümün en umursamaz,seviçli günleri bir hayalden öteye gidemiyor sanki şimdi...
Kocaman elleriyle kocaman severdi dedem.
Sesi güven verir ve ses tonuyla her şeyi anlatırdı.
O Sabah erkenden uyanır,namazını kılar,biraz kuran-ı kerim okur
sonra da radyosunu açar ve türkülere bırakırdı ruhunu.
Biz o türkülerle uyanırdık.
Dedem güzel bir kahvaltıdan hemen sonra bahçe işleri yapmak için tarlaya giderdi.
Bazen biz de eşlik ederdik ona.
Bazen de yemek götürür ve onu izlerdim iş yaparken.
Cesur, güçlü ve çalışkan dedem doğanın dili ile konuşabilirdi.
Bu dil sessiz ve sezgisel bir dildi.
Büyüleyiciydi...
Dedemin doğayla yaşadığı aşkı yıllarca anlayamadım ben.
Ne buluyor olabilirdi ki hep aynı bitki dolu bahçelerde?..
Yıllar geçtikçe ve ben oralardan uzaklaştım sandıkça meğer yakınlaşmışım dedeme...
Meğer anlamaya başlamışım o aşkı ve daha pek çok şeyi...
Örneğin aşkın sadece iki insan arasında olmadığını anladım.
Toprağa,dağa,taşa,bir işe,bir resme,şarkıya,heykele,şehirlere,şiire duyulabileceğini öğrendim.
Yaşamın kendisinin aşk olduğunu ve her şeyin birbirinin içinde olduğunu anladım.
Ayrımlar sadece zihnimizdeydi.
Yaşam her şeyi içinde bulunduran bir bütündü.
Şimdi dağa çıkıp oradan şehre ve denize doğru baktığımda biliyorum ki dedem içimde.
Onun gözleri gözlerimde.
Toprağa sevgiyle dokunan elleri ellerimde.
Ve o yaşam doğa aşkıyla dolu yüreği yüreğimde...
Ve bizler yaşamı yaşamak için burada ve bu bedendeyiz.
Bir gün toprağa karışmadan bu gözlerle görmeli,
Bu ellerle dokunmalı,
Bu yüreklerle sevmeliyiz...
Hala duruyor musunuz?
|