ESKİ BULANCAK


Bu makale 2021-01-06 14:52:12 eklenmiş ve 20170 kez görüntülenmiştir.
Nejat TOPRAK

 

ESKİ BULANCAK

 

 

Delikanlı Cumhuriyet Meydanında bağırarak koşuyor:

-Kar-de-nuuuuu-eeee, cinayeti yazıyooo, Çıngar’ı yazıyooo… Kar-de-nuuu-eee… Çok acelesi var koşuyor…

 

1950’li yıllar Giresun’da basılan Karadeniz Gazetesi öğleye yakın Bulancak’ta böyle satılıyor. Yöreye ulusal gazeteler günlük değil ancak haftalık gelebiliyor, gemiyle gazetelerle birlikte Hayat Mecmuası da geliyor…

 

 Delikanlı koşmaya devam ediyor;

- Kar-de-nuuuu-eeeee…

Sesi meydanın her yerinde yankılanıyor, İnsanlar yörede kulaktan kulağa duyulan cinayeti okumak için sabırsız, üstelik bugün mizah sayfası “Çıngar”ın günü. Bazıları ayağa kalkıp gazete için paralarını hazırlamış bile…

 

Cumhuriyet Meydanı Bulancak’ın merkezi. Üçgen şeklindeki meydanın ortasında Atatürk Büstü var, meydanı çevreleyen tek katlı binaların hepsi işyeri, en kalabalık olanlar üç taraftaki birer kahvehane… Her kahvehane ayrı özellik taşıyor; Güney tarafında Şoförler Cemiyeti var, bütün şoförler burada, şehirdeki 5-6 araba buraya diziliyor, Giresun dolmuşları da hemen heykelin yanından kalkıyor… Şoförlerin çocukları ve şehrin gençleri, meydanın Batı yönünde bulunan Gümüş Ahmet’in kahvesinde toplanıyor. Çünkü, babalarının, büyüklerinin yanında oturmaları, oyun oynamaları, hele hele sigara içmeleri kesinlikle mümkün değil, kimse saygıda kusur etmiyor.

 

Doğu tarafındaki Meydan Kahve ise daha geniş alana sahip, dip kısmında sahne görevi gören yüksekçe bir bölüm de var, Şehre pek ender gelen sanatçı veya sihirbazlar gösterilerini burada sunuyor. Bu kahvehanenin üst katı ve balkonu da var, İsmet İnönü bile şehre geldiğinde halka buradan hitap etmişti…

 

Yazın genellikle kahvehanelerin önünde oturuluyor. Kış aylarında ise içerisi tıklım tıklım, sigara dumanından da göz gözü görmüyor. Ama muhabbet gani, herkesin şaka-şamata, muziplikler konusunda ayrı yetenekleri var. Gençlerin kahvehanesi tabi daha gürültülü…

 

Şehirde hemen herkesin bir unvanı. lakabı var, bazıları hiç unutulmuyor: Hışır Ahmet - Combilik Hamdi - Sofunun Ismail - Kösmüğün Cemal - Kuyrukluoğlu Hüseyin - Sıçan İbrahim - Tilki Emrullah - Abu dayı - Deşik Şenel - Doç Muzaffer - Cıbıl Ayhan - Öcü Galip - Tokaman Mustafa… Hemen belirtelim, bu insanların her biri meslek sahibi hatırı sayılır kişiler.

 

Meydandaki işyerlerini berber, terzi, lokanta, bakkal ve tüccar yazıhaneleri oluşturuyor. Batı köşede Demirellerin benzin istasyonu, heykelin tam karşısında PTT, yanında da Nail abinin fırını var. Batı taraftaki işyerlerinin önünde boydan boya ayakkabı boyacıları sıralanıyor. Şehirdeki demirciler, bakırcılar, kalaycılar, sobacılar, manifaturacılar, marangozlar, ayakkabıcılar ve nalbantlar da hemen meydana yakın yan yollarda yer alıyor.

 

Bütün Bulancak bu meydana sığıyor: bayram törenleri burada yapılıyor; meydan süsleniyor, iskele tarafına Tak kuruluyor. Bayram sabahları halk çoluk-çocuk meydana akın ediyor: Barbaros ve Atatürk İlkokullarıyla Bulancak Orta Okulu öğrencilerinin geçişi, meydana dizilişi, konuşmalar, şiirler zevkle izleniyor…Cumhuriyet Bayramı daha coşkulu oluyor; meydanda bir gece önce çifte davul çalıyor, şehrin hatırı sayılır yaşlı kişileri dahil pek çok insan oyuna kalkıyor. Horon ve karşılama coşkusu geç saatlere kadar sürüyor….

 

O yıllar ulaşım çok zor, köylerin çoğuna araba yolu yok. Giresun’la Ordu arasında her gün, Chevrolette marka birbirinin aynı iki otobüs “Ulaş” ve “Kavuş” çalışıyor. Ulaş her sabah Giresun’dan, Kavuş Ordu’dan kalkıyor, öğle saatleri gibi Bulancak’ta mola veriyorlar. Biz çocuklar hemen etrafında toplanıp otobüsleri hayranlıkla izliyoruz, Otobüsler mola bitince kalkıyor, akşama biri Ordu’ya Ulaşıyor, öteki Giresun’a Kavuşuyor, yani Giresun-Ordu arası bir gün sürüyor. Yollarda genellikle birkaç kez de lastik patlatılıyor, muavinin lastiği söküp tamir edişi bütün yolcular tarafından ilgiyle izleniyor…

 

1934 yılında ilçe olan Bulancak’ın nüfusu 4 bin dolayında, binalar bir veya iki katlı. Evlerde elektrik ve su yok, Aydınlatma gaz lambalarıyla yapılıyor, su ise çeşme ve kuyulardan evlere taşınıyor. Yemekler, evlerdeki ocaklıkta odun ateşinde pişiriliyor. Ekmek sadece fırınlarda satılıyor, isteyene yarım veya çeyrek ekmek de veriliyor. Şehri “Gece bekçileri” bekliyor. Belediyenin ilanlarını, Dellal Remzi sokak sokak dolaşıp bağırarak halka duyuruyor. Çöpler, sabah namazından sonra at arabasıyla toplanıyor.

 

Şehirde iki de cami var, Eski Camiden Hayri dayımın minareye çıkıp çıplak sesle okuduğu ezan, neredeyse şehrin tamamından duyuluyor…

 

Kışın lapa lapa kar yağıyor, saçaklardan buzlar sarkıyor. Evler, sacdan yapılmış “Ördek Soba”larda, odun veya fındık kabuğu yakılarak ısıtılıyor.

 

Yazın halkın büyük bölümü Bektaş Yaylası’na çıkıyor, fındık mevsiminde de köylerine dönüyor. Yazın, meydana yakın pek çok köşe başında dondurma tezgahları kuruluyor.

 

Sokaklarda çoğu zaman, dört nala koşturulan atların nal sesleri veya demirci dükkanlarındaki örslerden yükselen ritmik çekiç sesleri duyuluyor. Hemen her evin bahçesinde oyun oynayan çocukların cıvıltısı hiç eksik olmuyor. Bu seslere, meydandaki lokantanın gramofonundan yayılan müzik de ayrı bir tat veriyor…

 

Bir süre sonra Bulancak’a fabrika kuruldu, Elektrik Fabrikası. Şehre akşam ezanından gece 12’ye kadar elektrik verilmeye başlandı, ne büyük gelişim, değişimdi….

 

Bulancak’ın iskelesi de ünlü, o zaman ahşap iskele vardı, sanırım 60 metre kadar. Daha sonra beton iskele yapıldı, yapımı yıllar sürdü. İlçeler içinde en uzun iskele Bulancak iskelesi oldu. İskele inşaatını sahilde toplanarak büyük-küçük merakla izledik…

 

Bulancak’ın sahili boydan boya kumsaldı, pek çok evin önünde balıkçı kayıkları ve takalar çekiliydi. Sonra buradan ünlü Sahil Yolu geçti, yolun yapılışında şimdiye kadar hiç görmediğimiz araçlar, teknikler kullanılıyordu; “Deve” adını verdiğimiz sarı bir iş makinesi müthişti; iki tarafında da motoru var, denizin içine bile girebiliyor, ortadaki depo bölümüne nerdeyse bir kamyon dolusu malzeme alarak, getirip yola boşaltıyordu... Yol bitti, Bulancak’ın sahili tamamen değişti, şehir bambaşka bir görüntüye kavuştu…

 

(Nejat Toprak – Aralık 2020)

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Bulancak Haber
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi